Boğaz'da İlk Bilimsel Araştırmalar
MÖ Geç 8. yüzyıl ve MÖ7. 7. yüzyılda Bizans'ı fetheden Perslerin, 19. yüzyılın başlarında ise Jason ve Argonotlarla birlikte Boğaz'daki akıntıyı bildiklerine dair kayıtlar bulunmaktadır. Aslında efsanelerde ve mitlerde bahsedilen “Acheron Nehri” ile kastedilenin boğazlar ve oradaki akıntı olduğu iddia edilmektedir.
Luigi Ferdinando Marsigli, Boğaz'a ilişkin ilk bilimsel incelemeleri yaptı. 11 ay boyunca İstanbul'da kalan Marsigli, Boğaz'daki alt akıntının gücünü ölçen ilk bilim insanıdır. 1680 yılında İstanbul Boğazı'nda kurşun ağırlıklı halatla derine daldırdığı beyaz boyalı mantarlarla yaptığı deneylerde mantarların kuzeye doğru sürüklendiğini göstermiş, ayrıca su derinliği ve akış hızı ölçümleri de yapmıştı.
Boğaz'ın özellikleri
Boğaziçi, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birbirine bağlayan, genellikle kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan, 29.9 km uzunluğunda, dar ve oldukça kavisli bir su yolu olarak tanımlanmaktadır. Birbirine en yakın oldukları noktada boğazın genişliği 698 metreye kadar iniyor. En geniş noktası 3600 metredir.
Boğaz; Geç Devoniyen (355 milyon yıl önce) şist kayalarına oyulmuş deforme olmuş kumtaşı. Boğaz'daki çökeltiler 7500 yıldan daha eski değildir. Bu, 7500 yıl önce başlayan bir süreci ifade ediyor.
Boğaziçi, Karadeniz'in deniz tabanındaki kıta sahanlığında da ilerleyen bir kanal yapısı sunmaktadır. İzo-derinlik haritasındaki eğriler bunu açıkça göstermektedir. Boğaz'da; hem marmara hem de karadeniz tarafından çok sayıda sığlık, sırt, çöküntü ve biri girişte olmak üzere iki eşik bulunmaktadır. Bu eşikler 50 metre derinliğinde olup, Boğaziçi vadisini Marmara ve Karadeniz'den ayıran doğal bir baraj (bariyer) niteliğindedir. Sırt 25-30 metre yükseklikte olup, daha sonra iki kola ayrılarak tamamen ortadan kaybolmaktadır.
Boğaz'da Akdeniz ve Karadeniz'in farklı su kütleleri aynı yerde, aynı anda ancak farklı derinliklerde bulunabildiğinden tuzluluk değerleri de değişkendir. Karadeniz'in tuzluluğu normal deniz suyunun yarısı kadardır. Bu nedenle genellikle %17 olan İstanbul Boğazı'nda tuzluluk, yüzeyden derinlere gidildikçe artarak %35'lere kadar çıkmaktadır.
Boğazdaki Akıntılar
Boğaz'da ortalama derinlik 60 metre olmasına rağmen güneyden kuzeye gidildikçe derinlik artarak 110 metreye ulaşıyor. Boğazda açıları bazen 12-45 dereceye ulaşabilen toplam 800 keskin kıvrım bulunmaktadır. Boğazın iki yakası arasında bir tarafta çıkıntı, diğer tarafta girinti olmak üzere bir paralellik var gibi görünüyor. Ancak birçok koy ve burun eşit şekilde dağılmamıştır.
Boğaz'da girdaplar, türbülanslar gibi birçok farklı akıntı sistemi bulunmaktadır. Boğazın en dar ve derin kısımları akıntı hızının en kuvvetli olduğu yerlerdir. Boğazda akıntı; tek yatakta fakat farklı yönlerde akan iki ayrı nehir gibi düşünülebilir. Yüzeyden akan su Karadeniz, derinden akan su ise Akdeniz'dir. Üst ve alt akımlar; Sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk bakımından birbirinden çok farklıdır. Bu akımlar arasında da türbülanslı bir ara katman bulunmaktadır. Bu çalkantılı ara tabakanın kalınlığı Marmara Denizi'nde 10 metre iken, Karadeniz girişinde sadece 2 metredir. Ayrıca Boğaz'ın girintili çıkıntılı kıyıları da yüzey akıntısında ters akıntılara neden olabiliyor. Bu gibi durumlarda üst ve alt akımlar bir araya gelerek girdaplar oluşturur.
Boğaz Akşam Yemeği Turu Neleri Kapsar?
Yerli veya yabancı bir turist olsanız da, Boğaz akşam yemeği turuna katılmaya karar verirseniz, elde edeceğiniz tek şey güzel bir manzara olmayacak. Lezzetli ve otantik Türk yemeği, eğlenceli turistik deneyiminizin sadece başlangıcı olacak. Çingene ve Kafkas danslarının ardından, dünyada eşsiz ve popüler olan oryantal dans gösterilerini de izleyeceksiniz. Geleneksel kına töreni ve Türk halk dansları gibi Türk kültürünün diğer farklı yönleri de Boğaz akşam yemeği turunun programında yer alıyor. Ardından, canlı DJ performansıyla Boğaz'ın rahatlatıcı atmosferinde eğlenebilirsiniz. İstanbul Turist Kartı ayrıcalıklarıyla, tüm bunlardan %50 indirimle yararlanabilirsiniz.