Bu hızlı batılılaşma hareketi mimaride de izlerini bıraktı. Bu dönemde klasik Osmanlı mimarisi terk edilmiş ve batı tarzında yeni yapılar yapılmıştır. barok, rokoko, neogotik hem de amfi. Nitekim bu üslup değişikliği cami mimarisine de yansımıştır.
O yıllarda altyapı ve kentsel hizmetlerde gözle görülür gelişmeler yaşandı. Bunlar arasında Haliç üzerine köprü yapılması, tünel (metro), Rumeli Demiryolu, şehir içi deniz taşımacılığını yürüten Şirket-i Hayriye'nin faaliyete geçmesi, Şehremaneti'nin (Belediye) diğer devlet dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattının çekilmesi, Emniyet Müdürlüğü ve ona bağlı karakolların kurulması Vakıf Gureba Hastanesi ve Atlı Tramvay Şirketi'nin kontrolü, servisi.
Modernin açılmasına büyük önem verildi Eğitim Kurumları bu da batılılaşma sürecini besleyecektir. Bugünkü İstanbul Üniversitesi'nin temeli olan Darülfünun, erkek ve kız liseleri, Mimarlık Mektebi, Telgraf Enformasyon Mektebi, Maarif Mektebi, Öğretmen Lisesi, Orman Mektebi, Anaokulu ve Ebelik Mektebi, Mekteb-i Sultani (Mekteb-i Sultani) Galatasaray), Sanayi Mektebi ve Tıp Fakültesi ve Devlet İdaresi o dönemde eğitime başlayan okullardı.